10 Kasım 2010 Çarşamba

"dokunsalar, ele verecek içimdeki yay seni"

ben seni görmeden gitmezdim de,
taksiciler greve başladı
güneş her şeyi eritti de yazdan,
bir çirkin gamze kaldı fotoğrafta asılı duran
idamın sehpası benim, adım atamam
gitmezdim ben seni görmeden de
nefesimi  tutarak açtığım kitabın ilk sayfasından,
başka selamlar çıktı,
aradığında bir rüyanın ikinci yarısına yetiştirmiştim seni
kocaman bir kadın olacaktım büyüyünce, elbet
gitmezdim de ben seni görmeden,
sınav kağıdımı verip de görmeyeyim diye sizi,
kopya istedi bir dost,
hoca göz yumdu,
seni görmeyeyim diye gitmeden
sade o gün aynı anda
bir 112 bostancıya çıktı
bir 112 çevreyoluna koştu
el ele karşıdan karşıya geçerken siz
kuyruğum avuçlarınıza sıkıştı
dibime kadar gelebilmiştin sen
seni görmeden gidebileyim diye.

Ne var ki,
İstanbul'dan ayrılmak kadar kolay
seni görmeden gitmek
nasıl olsa geri gelecek bir gün İstanbul'a herkes
aynı yollardan geçmiş
aynı suları içmiş
aynı havayı çekmişiz
yolun olsun aynı sulara, aynı toprağa, aynı havaya
ben senden de bahsedeceğim oralara.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder